Ankara Kent Konseyi (AKK) Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, “Karşısındakini kimlikleriyle değerlendirenlere, ‘Eski köye yeni adet getiriyor’ diyenlere, bizi küçümsemek isteyenlere, ‘Bugün olmazsa yarına sönüp gideceğimizi’ zannedenlere yine tek bir cevap verdik: ‘Partimiz, canımız, vizyonumuz, ruhumuz, bedenimiz Ankara’ dedik. Bir yere yaslanmadan ‘Bir şey olmaz’ sananlara, ‘Taraf olmazsanız bertaraf olursunuz’ diyenlere yine tek bir cevap verdik: ‘Tarafımız, kavgamız, ruhumuz, hayalimiz Ankara'” dedi.
(ANKARA) – Ankara Kent Konseyi (AKK) Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, “Karşısındakini kimlikleriyle değerlendirenlere, ‘Eski köye yeni adet getiriyor’ diyenlere, bizi küçümsemek isteyenlere, ‘Bugün olmazsa yarına sönüp gideceğimizi’ zannedenlere yine tek bir cevap verdik: ‘Partimiz, canımız, vizyonumuz, ruhumuz, bedenimiz Ankara’ dedik. Bir yere yaslanmadan ‘Bir şey olmaz’ sananlara, ‘Taraf olmazsanız bertaraf olursunuz’ diyenlere yine tek bir cevap verdik: ‘Tarafımız, kavgamız, ruhumuz, hayalimiz Ankara'” dedi.
Ankara Kent Konseyi’nin (AKK) 7’nci Olağan Genel Kurulu, Kent Konseyi Başkanı ve ilgili kurulların seçimi gündemiyle Kocatepe Kültür Merkezi’nde gerçekleştiriliyor. Genel Kurula AKK Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, eski Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın, Türkiye Kent Konseyleri Birliği Başkanı ve Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Sevinç Baykan Özden, Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, Başkent Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi emekli öğretim üyesi ve kent bilimci Prof. Dr. Ruşen Keleş, Başkent Ankara Meclisi (BAM) Yönetim Kurulu Başkanı Nevzat Ceylan, sosyal bilimci, Şehir ve Bölge Plancısı İlhan Tekeli ile birçok AKK bürokratı katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından, açılış konuşmasını gerçekleştiren Halil İbrahim Yılmaz, şunları kaydetti:
“Burası, fikirleri farklı olsa bile yolları farklı, sözleri farklı olmasına rağmen yan yana durabilenlerin, birbirinden rahatsız olmayanların ve benlik hırkasını çıkarıp bizlik deryasına dalmayı başaranların yeri. Konuşurken korkanların, hesap kitap yapanların değil, özgürce konuşanların, en çok da dinleyenlerin buluştuğu bir yer. Her kentin bir kimliği vardır ve bir kente kimlik kazandıran sadece mimarisi, doğası değildir. O kentte yaşayan insanlardır. Evler, ofisler, dükkanlar birilerinindir elbet ama şehirler orada yaşayan, okuyan, çalışan herkesin ortak değeridir. Hepimizin olan bir kentin geleceği de doğal olarak birkaç kişinin sözüyle değil, herkesin sesiyle kurulmalıdır. Çünkü bir kent ancak bütün sesler birbirine değdiğinde kendi desenini bulur. Her ses bir ilmek, her fikir bir desen olup birlikte okunduğunda ve birbirine dokunduğunda ise ortaya hepimizin Ankara’sı çıkar. Ve o zaman ‘Benim Ankaram’ dersiniz. Hepimiz ‘Benim Ankaram’ın’ birer parçası olur.
“MASAYI KÜÇÜLTMEDİK, BÜYÜTTÜK”
2019 yılında Ankara’da sadece yeni bir sayfa açılmadı. Bu kentin söz hakkı yeniden yazıldı. Çünkü o günden sonra Ankara’da seyir değişti. 2006 yılında Belediye Kanunu’nun 76. maddesine parlamentonun iradesiyle konulan bu katılımcı kültür, ‘Bu kenti yönetmek için 6 milyon insanın aklına ihtiyacım var’ diyen öz güvenin çağrısıyla yeniden ayağa kalktı. Katılımcı şehir yönetiminin temel sözü oldu. Ankara’nın kalbi yeniden atmaya başladı. Betonlar değil kalpler buluştu. Binalar değil umutlar yükseldi. Ankara küllerinden doğan anka kuşu gibi yeniden geleceğe kanat açtı. Her şeyin bir bedeli olduğu gibi elbette kapıları bu kadar açmanın da bir bedeli olacaktı. Alışılageldiği üzere kapılarımızı bazılarına değil, herkese açtığımız için ‘Nerelisin, kimlerdensin, hangi taraftasın?’ diye sormadan kapıdan her girene yan gözle değil, kalp gözüyle baktığımız için üzülenler oldu mu? Oldu. Onları üzmeye devam edeceğiz. Çünkü biz ortak mirasımız Ankara’da sözü olanı kucaklamaya, söz sahibi olanları çoğaltmaya yemin ettik. Masayı küçültmedik, büyüttük. Sesleri kısmadık, daha çok duyulsun diye mikrofon uzattık. Sadece biz konuşalım, siz de alkışlayın demedik. Daha çok insan konuşsun, daha çok fikir duyulsun, daha çok Ankara olsun dedik. Ve bunu hep birlikte başardık. Biz ‘Tek derdimiz Ankara’ dedik. Herkesi ikna ettik. Sadece küçük bir topluluğu ikna edemedik. Onları da ikna edeceğiz.
“TARAFIMIZ, KAVGAMIZ, RUHUMUZ, HAYALİMİZ ANKARA”
Biz yakamızdaki rozeti merak edenlere kentimizdeki sorunlara çözüm bulmak için, kentimizi konuşmak için çaldığımız her kapıdan sonra, gittiğimiz her insandan sonra ‘Şucu, bucu’ diye bizi damgalamak isteyenlere tek bir cevap verdik: ‘Bizim partimiz Ankara’ dedik. Herkesle sadece Ankara’yı konuştuğumuzu tane tane anlattık. Karşısındakini kimlikleriyle değerlendirenlere, ‘Eski köye yeni adet getiriyor’ diyenlere, bizi küçümsemek isteyenlere, ‘Bugün olmazsa yarına sönüp gideceğimizi’ zannedenlere tek bir cevap verdik: ‘Partimiz, canımız, vizyonumuz, ruhumuz, bedenimiz Ankara’ dedik. Bir yere yaslanmadan ‘Bir şey olmaz’ sananlara, ‘Taraf olmazsanız bertaraf olursunuz’ diyenlere tek bir cevap verdik: ‘Tarafımız, kavgamız, ruhumuz, hayalimiz Ankara’ dedik.
“BİZ ANKARA’YI KURARKEN ANKARA DA BİZİ KURUYOR”
Ankara’nın manevi mimarı Hacı Bayram-ı Veli’nin yüzyıllar öncesinde söylediği gibi ‘Nagehan ol şâra vardım ol şârı yapılır gördüm. Ben dahi bile yapıldım taş-u toprak âresinde.’ Yani biz Ankara’yı kurarken Ankara da bizi kuruyor. Nazım’ın dediği gibi ‘Şehirlerin yüzü anamızın yüzü gibidir. Anamızın yüzü gibi bakmadığımız şehirler kirlenmeye, yok olmaya mahkumdur.’ Hattiden Hitit’e, Frig’den Roma’ya, Ahi’likten Cumhuriyet’e kadar onlarca meclis kuruldu bu topraklarda. Onlarca konsey kuruldu. Binlerce yıllık bir kent irfanına sahip Ankara. Ankara zor zamanlarında hep bu hafıza ve irfanla hareket etti. Bir araya geldi, dayanıştı, örgütlendi ve kendi kaderine sahip çıktı. Tıpkı 27 Aralık 1919’da olduğu gibi seymenler, bacıerenler, esnaf, köylüler, öğrenciler ölmeye geldik diyerek yeniden dirilişin liderini selamladılar, Dikmen sırtlarında. Mustafa Kemal Paşa’yı karşılamak için yalnızca kendi gelecekleri için değil, milletleri için kıyama kalktılar. Bu gelecek sadece Türklerin değil, mazlum milletlerin geleceği oldu. O gün Ankara’da bir kapı açmadı. Yürek açtı. İrade koydu, cesaretini, ruhunu ayağa kaldırdı ve Anadolu’yu kıyama kaldırdı.
“PARSEL PARSEL DEĞİL, NESİL NESİL BU KENTİ DÜŞÜNDÜK”
Ankara’nın geleceğine, söz, emek ve ruh bıraktık. Şehirleri asıl kirleten çöp, çukur, çamur değil, kibirdir. Parsel parsel değil, nesil nesil bu kenti düşündük. Ve nesillere bırakılacak en büyük mirasın yapılar değil, bir şehrin hafızası, ruhu olduğuna iman ettik. İşte bir A4’le başlayan hikayemizde zamanla o hafızaya dönüştü, söz sese, ses yazıya, yazı ize, iz ise ortak akılla kentin ruhuna geçti. Seyircisi olduğumuzun geleceği olamayız dedik. Bu yüzden Ankara’nın geleceğini uzaktan izlemiyoruz. Kalemi elimize alıyoruz. Hikayeyi hep birlikte yazıyoruz. Ve şimdi bu hikayenin gerçek şahitlerine teşekkür edip buradaki her bir kişinin yedi yılda 1.3 milyon insanın o küçücük bina içerisinde akıl ve alın teri akıttığı, bir tek kuruş bedel istemeden kentin geleceğine emek verdiği, meclisler, çalışma grubu, onur kurulumuz, danışma kurulumuz, yürütme kurulumuz, akademisyenlerimiz, çocuklarımız, meslek kuruluşlarımız, odalarımız, borsalarımız, esnafımız, işçimiz, sanatçımız, gençlerimiz, kadınlarımız, sporcularımız, mahallelerimiz, semt meclislerimiz, sokağımız ve Ankara’ya söz taşıyan, ruhu güzelliklerle dolu, burayı bugün dolduran, hücreleri örgütlü, iyilikle kalbi vatan diye atan bütün kardeşlerle beraber bir olduk, eşit olduk, kardeş olduk, bu kent için yeniden ant içtik.”
FETHİ YAŞAR: “BELEDİYELER OLARAK BÜTÇE AYIRMAMIZ LAZIM”
Yaşar ise “AKK güzel durumda, çalışmalarını güçlü şekilde yapıyor. Kent konseyleri halka tabana, üyeleriyle beraber, mahallelerden başlayarak yönetimlere bürokrasiye kentin sorunlarını aktarmak birinci görevleri. Ve Ankara’nın sorunlarıyla ilgili halkı uyarmak. Kent Konseyleri Yasası’nda eksiklik var. Bir; belediyeler olarak bunlara bütçe ayırmamız lazım. İkincisi; kent konseyi başkanlarının ilçelerde ve illerde mutlaka belediye meclislerinde tarafsız üye olmaları lazım. Alınan kararlara fikirlerini söylemeleri lazım” diye konuştu.
MURAT KARAYALÇIN: “ÜSKÜDAR BELEDİYESİ’NE DARBE YAPANLARI KINIYORUM”
Karayalçın şunları söyledi:
“8 Eylül günü Türkiye belediyeciliğinin Üsküdar’da çok büyük bir darbe aldığını ifade etmek istiyorum. Üsküdar Belediye Meclisi’ne, Üsküdar Belediyesi’ne darbe yapanları kınıyorum. Bugüne kadar merkezi yönetim yerel yönetimler üzerindeki vesayet yetkisini kendisine o yetkiyi veren anayasanın 127’nci maddesinin amacını aşan bir biçimde kullanmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin Danıştay’ın vesayet yetkisinin kullanımına ilişkin değerlendirmelerini, kararlarını aşan değiştiren bir biçimde kullanmıştır. 18 Mart 2025 tarihinden bu yana bir yeni döneme girmiştik ama 8 Eylül’de yapılanlar 8 Eylül’de yaşananlar gerçekten Türkiye belediyeciliği için çok karanlık bir dönemin başladığını ortaya koymaktadır. Umarım bu yalnızca belediyelerle sınırlı kalır, umarım orada başlatılanlar Türkiye genelini Türkiye demokrasisini Türkiye’nin seçimlerini olumsuz bir şekilde etkilemez.”
SEVİNÇ BAYKAN ÖZDEN: “KENT KONSEYLERİ KENTİN SORUNLARINA ÇÖZÜM BULMAKTADIR”
Türkiye Kent Konseyleri Birliği Başkanı ve Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Sevinç Baykan Özden ise şunları söyledi:
“Ankara Kent Konseyi ortaya koyduğu katılımcı yönetim anlayışıyla Kent Konseylerimize de öncülük etmektedir. 3 bin 400 bileşeniyle iletişim ağı güçlü, katılımcılığı ve temsil gücü güçlü bir Kent Konseyi olarak çalışmalarını hayata geçirmeye devam etmektedir. Yerel katılımın desteklenmesinde çok önemli bir yere sahip olan Kent Konseyi çok aktörlü yönetim anlayışının güçlendirilmesinde ve ortak aklın geliştirilmesinde aktif rol oynamaktadır. Yalnızca bir şehrin demokratik katılımını etkileyen kent konseyleri aynı zamanda kentin sorunlarına da çözüm bulmaktadır. Kentin hukuku çok sesli ve katılımcı bir anlayışıyla çalışmalarını sürdürürken kurmuş olduğu gerek ulusal gerekse uluslararası platformlarda da demokratik sesin oluşmasına katkı sağlamaktadır.”
Manisa Anlık ile Manisa’nın nabzını anbean takip edin. Gündemden siyasete, ekonomiden şehir yaşamına, kültür-sanattan yerel etkinliklere kadar Manisa’ya dair en güncel gelişmeleri tek adreste keşfedin. Şehirde olup biteni kaçırmadan anında haberdar olun.
Yorum Yap